BİLİRKİŞİ RAPORU – UZMAN MÜTALAASININ YASAL DAYANAĞI VE ÖNEMİ

Bilirkişi Kimdir? 

Bilirkişi: Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi bilirkişidir. (6754 sayılı Bilirkişi Kanunu, BK Md. 2/b) Bilirkişiler her yıl Adalet Bakanlığı tarafından UYAP listesinde yayımlanır.

Bilirkişi Raporu ve Uzman Mütalaası Nedir?

Bilirkişi Raporu: Bilirkişi soruşturma veya kovuşturma aşamasında görevlendirildiği savcılık veya mahkemeye oy ve görüşünü yazılı olarak bilirkişi raporu marifetiyle sunar.

Uzman Mütalaası: Bilirkişi raporu sürecinde olduğu gibi; uyuşmazlık yaşayan taraflar (davacı veya davalı) veya onların vekilleri oy ve görüşüne doğrudan başvurdukları bilirkişinin raporunu “uzman mütalaası/görüşü” veya “bilimsel mütalaa” şeklinde de savcılık veya mahkemeye sunabilirler.

Bilirkişi Raporu – Uzman Mütalaasının Yasal Dayanağı Nedir?

A) Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

Çağrılması reddedilen tanığın ve uzman kişinin doğrudan mahkemeye getirilmesi;

CMK Md. 178, Mahkeme başkanı veya hakim, sanığın veya katılanın gösterdiği uzman kişinin çağırılması hakkındaki dilekçeyi reddederse sanık uzman kişiyi mahkemeye getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinleneceklerdir. CMK Md. 179, Doğrudan doğruya davet edilecek olan kimseler duruşma sırasında getireceği bilirkişinin ad ve adreslerini Cumhuriyet Savcısına makul süre içerisinde bildirecektir.

Aynı durum  soruşturma safhasında da geçerli olup, gerekli durumlarda  müşteki, sanık (ya da şüpheli) teknik müşavirin yardımından faydalanabileceği gibi, onun hazırlayacağı bilimsel raporları da gerek savcılık makamı gerekse hakim ya da mahkemeler nezdinde kullanabilir.

Bu madde, mahkemenin uzman kişiyi dinlemesini zorunlu kılmaktadır ve yoruma tabi değildir.

CMK Md. 63, Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re’sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. 

CMK Md. 67/6, Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

Kanunumuza göre, bu şekilde görüş bildiren kişiler de “bilirkişi”dir. Ancak bu kişilerin hakimin tayin ettiği bilirkişiden farklı tarafları olduğuna kanunda “uzman” tabiri kullanılarak işaret edilmiştir.

Kovuşturma safhasında taraflar teknik müşavirlerini doğrudan doğruya mahkemeye davet ettirebilirler.

B) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)

1086 Sayılı HMK Md. 275, “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.“ hükmü çerçevesinde mahkeme tarafından bilirkişi görevlendirilmek suretiyle dava konusu hususların açıklığa kavuşturulması mümkün olmaktadır. 

Daha önce CMUK’da bu yönde bir düzenleme bulunmamaktaydı. 6100 sayılı HMK Md. 293 ile CMK Md. 67/6 arasında paralel bir düzenleme yapılarak ‘uzman görüşü’ ibaresi ile taraf bilirkişiliği veya özel bilirkişilik HMK’daki yerini almıştır.

Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller

HMK Md. 266/(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Uzman görüşü

HMK Md. 293 / (1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

(2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir.

(3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz. 

Delil tespitinin istenebileceği hâller

HMK Md. 400 / (1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.

Belgenin yerinde incelenmesi

HMK Md. 218 / (1) Mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan belgeler, hâkim veya görevlendireceği bilirkişi tarafından yerinde incelenir ya da bu belgelerin mahkemeye sunulmuş örnekleri asıllarıyla karşılaştırılır. İnceleme sonunda bir tutanak düzenlenir ve gerekli görülürse uygun teknik araçlarla belgenin aslı kaydedilir.

(2) Mahkemenin bu yöndeki emrinin yerine getirilmesine haklı bir sebep olmaksızın engel olunması hâlinde hâkim tarafından, engel olan kişi hakkında sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Gerektiğinde zor kullanılmasına da karar verilebilir.

Bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu

HMK Md. 284 / (1) Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisidir.

C) Yargıtay İlke Kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 9.10.2007 Tarih, 2006/7-336 Esas, 2007/198 Karar Sayılı ilke kararı, yasanın bu hükümleri paralelinde şöyle demektedir:

“Soruşturma ve kovuşturma makamlarınca derlenmiş bilirkişi mütalaaları ile tarafların kendi girişimleriyle aldırmış oldukları özel bilimsel görüşlerin duruşma evresinde tartışılma ve değerlendirilmesi usulünün farklı olmayıp aynı hükümlere tabi bulunduğu 2 2 gözetilmeyerek (…) ilk hükmün tefhim edildiği oturumda, kişilerin kendi girişimleriyle düzenlettirildiği anlaşılan bilimsel görüşün sahibinin uzman tanık olarak dinlenmesi sonrasında, serdedilen görüşe karşı diyeceklerini bildirmek üzere süre isteyen sanık müdafilerinin bu istekleri ile ilgili olarak makul süre tanımak ve 5271 sayılı CMK’nun 67/6, 68/3, 214/3, 215, 216 ve 217’nci maddelerince değerlendirme yapmak gerekirken, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde istemin reddine hükmedilmesi ve bu konudaki bozma kararına usule aykırı gerekçelerle direnilmesi isabetli görülmemiştir.” Bu bilimsel mütalaa, bu yasal dayanak çerçevesinde hazırlanarak başvurucuya sunulmuştur.

Özet ve Sonuç

Mahkemenin uzman kişiyi (teknik müşaviri) dinlemesi ve raporunu yasal deliller arasında değerlendirmesi zorunlu olup bu husus yoruma tabi değildir.

Uzman mütalaasının bilirkişi raporundan önce bilirkişinin değerlendirmesine sunulmak üzere veya bilirkişi raporundan sonra, bilirkişi raporundaki hata ve çelişkileri ortaya koymak amacıyla alınması da mümkündür. Mahkemenin görevlendirmiş olduğu bilirkişi raporu ile tarafların kendi seçecekleri bir uzmandan alacakları uzman mütalaası arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Zira her ikisi de mahkeme nazarında takdiri deliller arasında yer almaktadır.

Ancak bu noktada en sık karşılaşılan sorun gerek mahkemenin tayin ettiği gerekse tarafların seçtiği bilirkişi veya uzmanların gerçekte ne kadar uzman olduğu; yalnızca avukat, mali müşavir, bağımsız denetçi, tercüman, akademisyen olması ve ilgili alanlarda diploma, ruhsat, sertifika sahibi olması veya uzun yıllar ilgili işte deneyim kazanmış olması çoğunlukla yeterli olamayabiliyor.

Bilirkişi Kanunu Md. 10/(4) “Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip ve en az 5 yıl deneyimi olduğunu, ilgili diğer şartları taşıdığını belgelendiremediği takdirde bilirkişilik sicil ve listesine kaydolamaz.” şeklinde düzenleme ile hakim ve savcıların da hukuk öğrenimi görmüş olmaları nedeni ile temel görev ve yetkilerini bu şekilde devredemeyeceği ilkesi üzerinde durulmuştur.

Bilirkişi raporu ve uzman mütalaası için çok fazla sayıda temel ve alt uzmanlık alanı mevcut olduğundan kesin olarak şu şekilde en doğru kişi tespit edilebilir demek oldukça güçtür. Yine de UYAP listesinde kayıtlı olması, çözümü uzmanlık gerektiren konunun listede uzmanlık alanında beyan edilmiş olması, ilgili diploma, ruhsat veya sertifikaların gerektiğinde ilgililere ibraz edilebiliyor ve vizelerinin güncel olması temel şartlar arasındadır. Bunlara ilave olarak mümkünse akademik araştırma ve makale, daha önce ilgili konuda yeterli nitelik ve nicelikte bilirkişi raporu ve/veya uzman mütalaası sunma deneyimi, hem akademisyenlik hem de profesyonel yönetim danışmanlığı deneyimi dengesinin kurulması, referans alınması değerlendirmede dikkate alınabilecek diğer hususlar arasında sunulabilir.

Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde uzman mütalaasına başvurulmadan açılan öyle davalar mevcuttur ki borçlu veya alacaklı olma iddiasının doğruluğu, aktüeryal hesaplaması  sonucu ulaşılabilecek borç veya alacak tutarına ilave hukukun en zor alanlarının başında gelen finansal hukukun ceza boyutu somut olarak, delilleri ile mahkemeye sunulmadığından hem devlet hem de taraflar ciddi kayıplar yaşamaktadır. Anılan nedenlerle adaletin tecellisi çok uzun yıllar alabilmekte veya karardan memnun olmayan taraflar temyiz yoluna giderek daha yüksek maliyetlere katlanmak zorunda kalmaktadır.

Halbuki yasanın da belirttiği gibi çözüm uzman mütalaasıdır.

İbrahim CAN

Finansal Yönetim ve Hukuk Danışmanı | Akademisyen
(SMMM | SPK/KGK Bağımsız Denetçi | Ceza ve Hukuk Adli Bilirkişi | Kayyım)